Taptuk’a intisab etmek isteyen müftü Yûnus’a Taptuk önce yüz vermek is-temez: “Sen ilim sâhibisin ve varlıklısın, biz ise ümmî, sıradan bir kimseyiz” der. Israrlı olan Yûnus, önce malını mülkünü dağıtır, dergâha gelir. Taptuk ilm-i zâhi-rini de terk etmesini söyler. Bunun için de ona “Bilmem” lafzını vird olarak verir. Yûnus bir süre kendisine her ne sorulursa “Bilmem” diye cevap verir. Böylece li-yâkatini isabt ederek müridliğe kabul edilir.
Tasavvufta boşalmadan dolmak yoktur. Cüneyd-i Bağdâdî’nin tasavvuf târifi meşhurdur: “Tasavvuf Hakk’ın seni senlikten öldürmesi, kendisi ile diriltmesidir.” “Senlikten ölmek”, o âna kadar önem verdiğin her şeyden vaz geçmek demektir. Bu mal olur, evlât olur, ilim olur, mevkî olur. Onları terk etmeyi, yani gönülden çıkarmayı bilmek gerekir. Onlar çıksın ki, yeri-ne Hak sevgisi ve mârifeti dolsun.
“Sen çıkarsan aradan, kalır seni yaradan” denmiş. Olgunlaşma yolunda en büyük tuzak “senlik” veya “benlik”tir. Öyle der Yûnus.
Sen seni bilmeyince ere nazar kılmayınca
Senliği bu ara yerden gidermezsen oldu tuzak.
Târifin ikinci basamağı yani, Hakk’ın “kendisiyle diriltmesi” ise ikinci bir kişiliği kazanmak anlamına gelir. Bu kişilik bir yeniden diriliştir; ilâhî desteğe mazhar olmuş kâmil bir kişi-liktir.
Tasavvuf tarihimizde bunun örnekleri çoktur. Bursa’da müderrislik ve kadılık yapan Aziz Mahmud Hüdâyî, Üftâde’ye intisab edince; malını mülkünü dağıttı, resmî görevlerini bıraktı, bir ara şeyhinin emriyle sokaklarda ciğer sattı. Bütün bunlar, o zamana kadar elde ettiği maddî-mânevî mevkîlerden, ulaştığı şöhretten dolayı kapılabileceği olumsuzluklardan kendisini kurtarmak için gerekliydi. Böylece benlik, kibir, gurur gibi zararlı huylardan kurtul-du, ruhunu kuvvetlendirdi. Bu yolda kural açıktır: Boşalmadan dolmak yoktur. Yûnus şöyle der:
Aklım yavu vardı benim dağıldı fikrim kamûsu
Boşaldım üş doldum velî ne ile doldum bilmezem
Buradaki boşalmak ve dolmak tasavvuftaki "fenâ ve beka” nazariyesinin Yûnus dilindeki yalın ve basit ifâdesidir. Kötü huylardan boşalmış iyi huylarla bezenmiştir; bilgisizlikten boşalmış bilgi ile dolmuştur, nihâyet kendi beşerî varlığından boşalmış Hak varlığıyla dolmuş, yâni O'nunla bâkî olmuştur.

Selam ve dua ile...